Kitap Alıntıları UygulamasıGoogle Play'de ücretsiz · Android İndir
📖Kitap Alıntıları

Aile ve Çocuk Sözleri

Kitaplardan aile, evlat ve çocukluk üzerine okurların altını çizdiği 773 cümle. Beğendiğin sözü kaydet ya da kartındaki Paylaş ile görsel olarak paylaş.

"Bir annenin çocuğuna karşı duyduğu kör sevgi, kendini beğenmiş bir babanın biricik oğulcuğuyla körü körüne ve aptalca gururlanışı, burnu havada genç bir kadınınziynet eşyalarına'tutkunluğu ve kendisine hayranlıkla bakacak erkek gözlerine körü körüne, çılgınca düşkünlüğü, bütün bu duygular bütün bu çocukluklar bütün bu basit, aptalca, ama alabildiğine zorlu, güçlü bir dirimsellik içeren, kolay kolay pes etmeyen duygular ve açgözlü istekler Siddhartha için çocukluk olmaktan çıkmıştı artık; insanların bu duygular ve istekler için yaşadığrnı, onların uğrunda sonsuz işler başardığını gezilere çıktığını, savaşlar yaptığını, sonsuz acılar çektiğini, sonsuz çilelere katlandığını görüyordu; bunlar için sevebilirdi onları, tutkularının her birinde, eylemlerinin her birinde yaşamı görüyordu, dirimselliği, yok edilmezliği, Brahma'yı görüyordu."

Sayfa 128 · Can Yayınları · 2024

Siddhartha kapağı

Siddhartha

Hermann Hesse

★ ★ ★ ★ ★

"Annesine kalsa Gregor'u en yakın zamanda görmek istiyordu, fakat babası ile kız kardeşi Gregor'un da dikkatle dinleyip tümüyle katıldığı mantıklı nedenlerle onu engelliyorlardı. Fakat bir süre sonra onu tutmak için güç kullanmak zorunda kaldılar ve annesi "Bırakın beni Gregor'un yanına gideyim, benim talihsiz evladım o! Onun yanına gitmek zorundayım, anlamıyor musunuz?" diye bağırdığında o zaman Gregor annesinin yanına gelmesinin belki de iyi olacağını düşündü, tabii her gün değil ama belki haftada bir kez; kuşkusuz annesi, çok cesur da olsa henüz daha bir çocuk olan ve belki de çocuksu bir kaygısızlıkla bu kadar güç bir görevi yüklenmiş olan kız kardeşinden çok daha iyi bilirdi ne yapması gerektiğini."

Sayfa 38 · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022

Dönüşüm kapağı

Dönüşüm

Franz Kafka

★ ★ ★ ★ ★

"Kendi yolunda tıkır tıkır yürüyen bir dünya istemiyordu artık; rayından çıkan her şey; yıkıcı sanat, bozguncu ayaklanmalar, sınırları zorlayan keşifler, delice hevesler, tuhaflıklar deyim yerindeyse onu kendinden geçiriyordu, hem de delilik derecesinde. Yalnız bazen, en devrimci düşünceler, ondaki inatçı, aristokrat içgüdüleri de ateşleyebiliyordu. Nitekim -ki bu sadece bir örnek- çocuklarının okula gitmesine asla razı olmamıştır. Onun yolundan yürüyelim isterdi: Bir lala, eve gelen hocalar. Kalkıp bunun ilerici düşüncelerine pek uymadığını söyleyen olursa, hararetle itiraz ederdi; insanların isyancı doğduğunu, okulun ise onları boyun eğen, kaderine razı olan, evcilleştirilmesi daha kolay varlıklar haline getirdiğini söyleyerek. Geleceğin devrimci önderleri böyle bir yola giremezlerdi! O şekilsiz sürünün içinde boğulup gidemezlerdi! Çocukları için, hiçbir okulun kabul etmeyeceği öğretmenler isterdi. "Gerçek üstatlar", derdi, "insana farklı gerçeklikleri öğretenlerdir.""

Sayfa 36 · Yapı Kredi Yayınları · 2026

Doğu'nun Limanları kapağı

Doğu'nun Limanları

Amin Maalouf

★ ★ ★ ★ ★

"Sen! Dişlerinde tel olan kız!" Claire yukarı baktı, afallamıştı. Claire'in, "Evet, efendim ?" diyebilecek kadar algısı açıktı. "Sence ailen dişlerindeki tellere neden bunca para harcıyor?" "Hı ?" Claire'in kafası karışmış gibiydi. Molly sessizce izci grubunun arasında kaybolmuştu. Bayan V, "Dişlerin düzgün değil, bu yüzden ailen sana tel taktırmış. Bir gün mezuniyet balosu için kendine bir kavalye bulabildiğinde onlara teşekkür edeceksin," diye kükredi. Tüm izci grubu ve birkaç akvaryum ziyaretçisi dinlemek için durmuştu. Claire gergin bir şekilde etrafına bakınarak, "Bunun dişlerimlene alakası var?" diye sordu. "Bazı insanlar dişlerine tel taktırır. Bazı insanlar bacaklarına tel taktırır. Bazıları için tel işe yaramaz bu yüzden tekerlekli sandalye veya yürüteçlere ihtiyaç duyarlar. Sadece bozuk dişlere sahip olduğun için şanslı bir kızsın. Bunu unutma.""

Sayfa 107 · Timaş Genç · 2021

İçimdeki Müzik kapağı

İçimdeki Müzik

Sharon M. Draper

★ ★ ★ ★ ★

"Tabii birçok ailenin çocuğu için bu kadar maddi imkânı yok. O zaman ne yapmalı? Bilmeliyiz ki tek kurtuluşumuz okumakla ve okuduğumuzu anlamakla olacaktır. Bakın benim ilk yurtdışı tecrübem lise ikideyken oldu. O zamana kadar beni yurtdışına götürmediler. Çok erken bir yaş olmadığının altını çizerim. Ben dünyamı kitaplar sayesinde genişlettim. Bir de anneannem ve dedem beni yazları Bursa’ya götürürdü. Oradaki tabiatta serbest bırakırlardı. Anneannem beni bazen Karapınar’a götürür, bazen de Uludağ’a çıkarırdı. İşte bende oralarda tabiata karşı büyük bir sevgi uyandı. O sevgiyi okuduklarımla birleştirince “İşte hayat dediğin böyle olmalı, tabiatla geçmeli. Oturup fabrika yönetmek gibi işler benim için değil,” dedim. Babam bana hiçbir zaman “onu yap, bunu yap” demedi. Bu bence çok akıllıca bir politikaydı. İyi ki benim olmak istediğim insan olmama izin vermişler. Aileler, maddi imkânı yoksa çocuğunu gezdiremiyor ve dünyayı gösteremiyor olabilir. Ama mesela Anadolu’da yaşıyorsan çocuğuna tabiatı gösterebilir ve tanıtabilirsin. Örneğin, benim öğrencim Ali Polat, okuması yazması olmayan bir çobanın oğludur. Şimdi ise Kanada’da el üstünde tutulan bir profesör ve üç madalyası var. Ali okula geldiğinde biz hayret etmiştik, bu çocuk niye bu kadar meraklı ve nasıl bu kadar şeyi biliyor diye. “Hocam, ben çobanlık yapıyordum ve doğadaki taşlar çok hoşuma gitti. Onun için jeolog olmaya karar verdim,” diye açıklamıştı kendini. Ayrıca o kadar zeki ve kendini bilen bir bireydi ki Ali, önce Fırat Üniversitesi’ne gitmiş ama oranın hocalarını beğenmeyince tekrar üniversite imtihanına girip İTÜ’ye gelmişti. Düşünebiliyor musun, belki de insan çobanın oğlu deyip geçer. Oysa şimdi Profesör ve Canadian Journal of Science‘ın editörüdür. Çok oldu mu böyle öğrencileriniz? Tabii, Sinan Akçiz"

Sayfa 92 · Masa Yayınları · 2023

Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor kapağı

Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor

A. M. Celal Şengör

★ ★ ★ ★ ★

"Peygamberler kitaplar dolusu sabır getirmiştir Allah adına! …aç çocukların feryadı göğe yükselir. Önemli değildir. Peygamberler Allah adına sabır getirmişlerdir ya, hiç önemli değildir aç çocukların göklere yükselen feryadı. Ölseler bile ne? Öte dünya vardır, birer kuş gibi uçacaklardır Cennet-i álá'ya. Cennet-i âlâ'da yağdan, baldan dağlar, sütten ırmaklar... Analar, bir deri bir kemik analar, kucaklarında açlıktan ölen yavrularına kana kana gözyaşı bile dökemezler. Peygamberler mi, hacılar hocalar mı, öyle demiş: Allah verdi, Allah aldı. Kul ne ki Allah'ın iradesi karşısında? Ondan daha mı iyi bilecekler? Hikmetinden sual edilir mi? Yarın onlar ellerinde bakraç bakraç Cennet-i âlâ suları, analarını Cennet kapılarında bekleyecekler. Analar kucaklarında ölü ölüveren yavrularına ağlamamalı, sevinmelidirler. Bu yalan dünyada yaşayıp da günahların çeşitleriyle kirleneceklerine, henüz günah çağına varmadan ölerek Cennet'e uçmuşlardır kuş gibi. Allah'ın sevgili kullarıdırlar onlar!"

Sayfa 169 · Everest Yayınları · 2020

Bereketli Topraklar Üzerinde kapağı

Bereketli Topraklar Üzerinde

Orhan Kemal

★ ★ ★ ★ ★

"Sarı saçlı çocuk, kayadan indi, lagüne doğru yöneldi. Okul üniformasının ceketini çıkarmıştı. Elinde tuttuğu ceketin ucu yerlerde sürünüyordu. Ter içindeydi; kurşuni gömleği gövdesine, saçları alnına yapışmıştı. Vahşi ormanda açılan uzun yaranın izi sıcakta buğulanıyordu sanki. Sürüngen bitkilerle kırılmış ağaç gövdeleri arasında ağır ağır tırmanırken, bir kuş -kırmızılı sarılı hayalimsi bir kuş- cadılar gibi bir çığlık atıp, gökyüzüne doğru ışıl ışıl süzüldü. Başka bir ses yankıladı bu çığlığı. "Hey!" dedi ses, "bekle bir dakika." Vahşi ormanda açılan yaranın kenarındaki bitkiler sarsıldı, bir yığın yağmur damlası pıtır pıtır yere döküldü. Sarışın çocuk durdu, farkına varmadan çoraplarını dizlerine doğru çekti. Bu hareketle birlikte, bir an için, bir İngiliz kasabasına döndü vahşi orman. Ses gene konuştu: "Bu sürüngen bitkiler yüzünden kıpırdayamıyorum neredeyse." Konuşan, geri geri yürüyerek bitkilerin arasından sıyrıldı. Küçük dallar, kirli rüzgâr ceketini tırmıklıyordu. Çalılara takılan çıplak tombul dizlerine dikenler batmıştı..."

Sayfa 1 · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025

Sineklerin Tanrısı kapağı

Sineklerin Tanrısı

William Golding

★ ★ ★ ★ ★

"Onlara yeni arkadaşınızdan söz edecek olsanız, asla onun özüne dair sorular sormazlar. Hiçbir zaman '' Sesinin tonu nasıl? Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı? diye sormazlar. Ancak ''Kaç yaşında? Kardeşi var mı? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor? gibi sorular sorarlar. Bu şekilde onu tanıyabileceklerine inanırlar. Büyüklere '' Pembe kiremitli, penceresinde sardunyalar, çatısında güvercinler olan çok güzel bir ev gördüm '' derseniz, o evi hayal etmeyi bir türlü beceremezler. Ama deseniz ki '' Yüz bin liralık bir ev gördüm'' anında amanın ne güzel ! diye haykırırlar. Aynı şekilde onlara ''Küçük Prens'in sevimliliği, gülüşü ve bir koyun istiyor oluşu onun var olduğunun kanıtıdır. Koyun istemek var olmanın kanıtıdır'' deseniz, omuz silkip size çocuk muamelesi yaparlar. Ama '' Geldiği gezegen B612'' derseniz hemen ikna olurlar ve sizi sorularından azat ederler. Büyükler böyledir işte. Daha fazlasını beklememek gerek. Çocuklar büyükleri alttan almaya alışmak zorundadır."

Sayfa 18 · Can Çocuk Yayınları · 2015

Küçük Prens kapağı

Küçük Prens

Antoine de Saint-Exupéry

★ ★ ★ ★ ★

"Bir adam var. Ve zihnini, düşünceler sistemini kapatmak, iptal etmek, yok etmek istiyor. Böyle bir şey yapmasının nedeni, bütün bunlar açıkken kendini hiçbir zaman iyi hissetmemiş olması. Bu kadar basit mi? evet! sadece iyi hissetmek için mi bunları yaptı bugüne kadar? evet! her şeyi denedi Bir hayatta, böylesi önemli bir kararı vermeden önce? hayır! Peki aceleyle verilmiş yanlış bir karar olmadığına emin mi? evet! Ama daha sadece yirmi dokuz yaşında. Geç bile kalmış! Dünyayı reddinin nedenini belirleyebilmiş mi bir kafasında, yoksa o da kuşağının çocukları gibi sıkıntıdan mı girmiş bu işe? Nedenini biliyor. Sadece çağının çocuklarına değil, kimseye benzemiyor. Nedeni bir tane. Her şeyin, içinde her gün büyüyen sonsuzluğun nedeni bir tane. O da yaşadığı hayata uzaktan bakabilme yeteneği. Kişinin öncelikle kendine uzaktan bakmasıyla başlayan daha sonra bütün hayatına, dostlarına yayarak keskinleştirdiği uzaktan seyredebilme yeteneği. Zaman içinde normal bir insanın yapması gerekenlere, bunları yaparken itaat etmesi gereken toplumsal, ahlaki ve yasal kurallara uzaktan bakabilme yeteneği. (Kayra)"

Sayfa 321 · Doğan Kitap · 2025

Kinyas ve Kayra kapağı

Kinyas ve Kayra

Hakan Günday

★ ★ ★ ★ ★

"Kısaca özetleyelim: Beyaz bir tavşan boş bir silindir şapkadan çıkarılır. Bu tavşan çok büyük olduğundan bu numara milyarlarca yıl sürer. İnce tüylerin en tepesinde çocuklar dünyaya gelir. İşte bu yüzden çocuklar bu inanılmaz sihirbazlık numarasına hayret ederler. Ama yaşlandıkça tavşanın tüylerinin diplerine doğru yerleşir, orada kalırlar. Bu tüylerin dibi çok rahattır, işte o yüzden kürkün ince tüylerinden yukarı doğru tırmanmayı hiçbir zaman göze alamazlar. Sadece filozoflar dilin ve varoloşun en dış sınırlarına doğru tehlikeli bir yolculuk yapmayı göze alabilirler. Bunlardan bazıları yolda kaybolurlar ama diğerleri tavşanın tüylerine sıkıca tutunarak tırmanır ve yumuşak kürkün diplerinde yiyip içip yaşayan insanlara seslenirler "Bayanlar, baylar. Boşlukta süzülüp duruyoruz." Ama kürkün dibindekilerin hiçbiri filozofun bu çığlıklarına aldırmaz. "Üf, ne diye gürültü edip duruyorlar sanki!" derler. Sonra da konuşmalarına devam ederler: "Tereyağını uzatır mısın lütfen? Hisse senetleri bugün ne kadar yükselmiş? Domatesin kilosu ne kadar? Lady Di'nin bir çocuğu daha olacakmış, duydunuz mu?""

Sayfa 27 · Pan Yayıncılık · 2020

Sofie'nin Dünyası kapağı

Sofie'nin Dünyası

Jostein Gaarder

★ ★ ★ ★ ★

"Neden devletlerin ve şirketlerin milyarlarca doları, laboratuvarlara ve üniversitelere akmaya başladı? Akademik çevrelerde çoğu kişi saf bilime inanacak kadar naiftir. Devletlerin ve özel şirketlerin özveriyle, onlara canları hangi bilimsel araştırmayı yapmak istiyorsa onu yapmaları için para verdiklerıne ınanırlar, ama bilimin finanse edilmesindeki gerçeklik bu değildir. Çoğu bilimsel araştırma fınanse edilmektedir çünkü birileri bu araştırmaların sonucunda ortaya çıkacak bırtakım siyasi, ekonomik veya dini şeylere inanmaktadır. Orneğin 16. yüzyılda krallar ve bankerler dünyanın etrafını dolaşacak seyahatlere muazzam finansal kaynaklar aktarmışken, çocuk psikolojisiyle ilgili araştırmalar için bir kuruş bile ayırmamıştır. Bunun nedenı de kralların ve bankerlerın dünyanın yeni bölgelerin keşfedilmesi durumunda kendilerinin de yeni topraklar fethedeceği ve yeni ticaret imparatorlukları kuracağı beklentisidir, öte yandan çocuk psikolojisini daha iyi anlamanın kendilerine bir kår getirmeyeceğinin de farkındadırlar. 1940'larda ABD ve Sovyetler Birliği yönetimleri, sualtı arkeolojisi yerine nükleer fizik araştırmalarına olağanüstü miktarda para aktar-mıştır, bu yönetimler de nükleer fizik araştırmalarının nükleer silahlar geliştirmelerine olanak sağlayacağını, buna karşılık sualtı arkeolojisinin savaşları kazanmaya bir etkisinin olmayacağının farkındaydılar. Bilim insanları paranın akışını sağlayan siyasi, ekonomik ve dini çıkarların her zaman farkında olmazlar; hatta çoğu bilim insanı aslında sadece saf bir bilimsel merak dürtüsüyle hareket eder. Araştırma hedeflerini kendilerinin belirlemesi de çok nadiren gerçekleşir. Her ne kadar siyasi, ekonomik ve dini çıkarlardan arındırılmış saf bilimsel araştırmalar yapılmasını istesek de, bu muhtemelen mümkün olamazdı."

Sayfa 275 · Kolektif Kitap · 2023

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kapağı

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens

Yuval Noah Harari

★ ★ ★ ★ ★

"Mihail cevap verdi Tanrı beni cezalandırmıștı, șimdi affetti: bu yüzden ışık saçıyorum. Üç kere gülümseyişimin sebebiyse Tanrının üç kelamını öğrenmemdir. Tanrının üç kelamını öğrenmem gerekiyordu, artık öğrendim. İlk kelamı karın bana acıdığı anda öğrendim, o yüzden ilk kez o zaman gülümsedim. ikinci kelami o zengin adam çizme ısmarlarken öğrendim ve ikinci kez gülümsedim: kızlar görünce de üçüncü ve son kelamı öğrendim ve üçüncü kez gülümsedim. Semyon tekrar sordu: - Söyle bana Mihail, Tanrı seni neden cezalandırdı): Tanrının üç kelami nedir söyle, ben de bileyim. Mihail şöyle cevap verdi _ Tanrı onu dinlemediğim icin beni cezalandırdı ben cennette bir melektim. Bir gün ona karsı geldim. Tanrı beni bir kadının ruhunu almaya yollamıstı. Yeryü- zne indim; bir de baktım ki yeni doğum yapmıs, hasta bir kadın uzanmış yatıyor, ikiz doğurmuş, iki kız. Kızlar annelerinin yanında debelenip duruyordu, kadıncağız da onlara memesini uzatamıyordu. Beni görür görmez ruhunu almak için Tanrının gönderdiğini anladı: ağlayıp yalvarmaya başladı: "Tanri'nın meleği! Kocamı yeni gömdüler, ağaç altında kaldı. Ne öksüzlerimi büyütecek kardesim, ne teyzem, ne de anam var. Alma canmı, izin ver çocuklarımı besleyip büyüteyim, kendi ayakları üstünde durduklarını görevim! Cocuklar ana-babasız yaşayamaz." Ben de kadının sözünü dinledim, cocuk- lardan birisini tutup göğsüne yanaştırdım, ötekini eline verdim. Sonra da göğe yükseldim. Tanrı'nun huzuruna gikip söyle dedim: "Lohusanin ruhunu alamadım. Babayı bir ağaç ezmiş, anne ikiz doğurmuş; ruhunu teslim etmemek için yalvarıp yakarıyor, 'izin ver çocuklarımı besleyip büyüteyim, kendi ayakları üstünde durduklarını göreyim! Cocuklar ana-babasız yaşayamaz,' divor Ben bu kadının ruhunu alamadım." Tanrı da bana sovle dedi: "Git kadıın ruhunu al. sonra"

Sayfa 23 · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024

İnsan Neyle Yaşar? kapağı

İnsan Neyle Yaşar?

Lev Tolstoy

★ ★ ★ ★ ★

"Paraguay’da 1960’lara kadar yaşamış olan Ache topluluğu, avcı-toplayıcılığın karanlık yüzüne ilişkin bir fikir verir. Grubun değerli bir üyesi öldüğünde, Acheler gelenek olarak küçük bir kızı da öldürür ve ikisini birlikte gömerdi. Achelerle görüşme yapan antropologlar, bir defasında hastalanıp gruba ayak uyduramayan orta yaşlı bir adamın terk edildiğini kaydettiler. Adam bir ağacın altına bırakılmıştı, yukarıda lezzetli bir yemek bekleyen akbabalar vardı. Ama adam tekrar toparlanarak hızlı hızlı yürüyüp gruba katılmayı başardı. Vücudu akbabaların dışkılarıyla kaplanmıştı, dolayısıyla ona “Akbabalardan Düşenler” adı verilmişti. Bir Ache kadını grubun geri kalanına ayak bağı olmaya başladığında, genç erkeklerden biri onun arkasından sessizce yaklaşır ve kafasına baltayla vurarak onu öldürürdü. Bir Ache erkeği, antropologlara cangıldaki ilk yıllarını şöyle anlatır: “Âdetlere göre kadınları öldürürdüm. Teyzelerimi öldürürdüm... Kadınlar benden korkardı... Şimdi burada beyazlarla birlikte zayıf birisi oldum.” Saçsız doğan bebekler azgelişmiş kabul edilir ve hemen öldürülürdü. Kadınlardan biri, kabiledeki diğer erkekler başka bir kız çocuğu istemediği için ilk kızının öldürüldüğünü hatırlıyor. Bir adam, küçük bir erkek çocuğunu “ağladığı ve mutlu olmadığı” için öldürmüştü. Bir başka çocuk da “komik görünüşlü olduğu ve diğer çocuklar ona güldüğü” için canlı canlı gömülmüştü. Fakat Ache toplumunu yargılamakta aceleci davranmamalıyız. Onların arasında yıllarca yaşayan antropologların aktardığına göre yetişkinler arası şiddet son derece nadirdir. Kadınlar da erkekler de istedikleri zaman eş değiştirebilirler. Daima gülümser ve gülerler, liderlik hiyerarşisi yoktur ve hükmetmeye çalışan insanlardan kaçınırlar. Az sayıdaki eşyaları konusunda son derece cömerttirler ve başarı,"

Sayfa 66 · Kolektif Kitap · 2023

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kapağı

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens

Yuval Noah Harari

★ ★ ★ ★ ★

Kısa sözler

Diğer konular

Aramıza katılmak ister misiniz?

Kaydolarak kitap önerilerini kaydedebilir, alıntıları beğenebilir ve topluluğumuzla etkileşime geçebilirsiniz.

Ücretsiz Kayıt Ol