Antoine De Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i, çağdaş dünya edebiyatının en çok okunan ve belki de en çok sevilen eseri. Sadece çocukların değil, çocukluğunu içinde korumayı başarmış yetişkinlerin de büyük keyif alarak okuduğu bu eser, yazıldığı günden bu yana hemen hemen bütün düny…
Antoine De Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i, çağdaş dünya edebiyatının en çok okunan ve belki de en çok sevilen eseri. Sadece çocukların değil, çocukluğunu içinde korumayı başarmış yetişkinlerin de büyük keyif alarak okuduğu bu eser, yazıldığı günden bu yana hemen hemen bütün dünya dillerine çevrilerek adeta insanlığın ortak miraslarından birine dönüşmüş durumda. “Ne esrarengiz bir olay. Evrende bir yerlerde, daha önce hiç görmediğimiz bir koyunun gülü yiyip yemediği, Küçük Prens’i çok seven bizler için ne kadar da önemli. Gökyüzüne bakın ve kendi kendinize şu soruyu sorun: ‘Koyun çiçeği yedi mi yemedi mi?’ Her şey nasıl da değişiyor göreceksiniz. Hiçbir yetişkin, bunun ne denli önemli olduğunu anlayamayacaktır!”
"Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin, insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan. Ama dost satan dükkan olmadığı için dostsuz kalıyorlar. Dost iyileştiriyorsa beni evcilleştir işte..."
"Ne diyeceğimi kestiremiyordum. Kendimi çok beceriksiz buluyordum. Ona nereden yaklaşılır, nasıl ulaşılır bilmiyordum... Ne kavranılmaz bir yer şu gözyaşı ülkesi."
"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir. 'Çiçeğim işte şunlardan birinde,' deriz kendi kendimize. Ama bir de köyünün çiçeği yediğini düşün, bütün yıldızlar bir anda kararmış gibi gelir. Bu mu önemli değil?"
"Eşsiz bir çiçeğim var diye kendimi zengin sanırdım. Oysa sıradan bir güle sahipmişim. Sıradan bir gül, ancak dizlerime kadar yükselen biri belki hepten sönmüş üç yanardağ... Demek hiç de büyük bir prens değilmişim."
"Hoşca git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"Gülümü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır."
"Ne tuhaf bir gezegen!" diye düşündü Küçük Prens. "Her yer kuru,her yer sivri, her yer sert ve acımasız. İnsanlarda da düş kurabilme gücü hiç yokmuş. Ne söylerseniz onu tekrarlıyorlar."
"Onlardan birinde ben oturuyorum, ben gülüyorum diye geceleri gökyüzüne baktığında sana bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Gülmeyi bilen yıldızların olacak senin."
"Ay ışığında o solgun alna, o yumulu gözlere, rüzgârda uçuşan o saçlara bakıyor, kendi kendime diyordum ki "Bu gördüğüm sadece kabuğu. İçinde gizlenen, gözle görülemez...""
"Çölü hep sevmişimdir. Bir kum tepeciğine oturursunuz, bir şey görmez, bir şey duymazsınız, yine de sessizlikte bir nabız atar, bir pırıltı kımıldar..."
"Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin," dedi tilki, "insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkânlardan. Ama dost satan dükkânlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar."
Yükleniyor...