1984, George Orwell tarafından yazılan, yazıldığı dönemde ve sonrasında pek çok başka esere de ilham olan distopik bir başyapıttır. Bu romanda, sürekli savaş hâlindeki bir dünyada, her şeyin devlet tarafından kontrol edildiği totaliter bir toplum anlatılır. Büyük Birader'in gözü…
1984, George Orwell tarafından yazılan, yazıldığı dönemde ve sonrasında pek çok başka esere de ilham olan distopik bir başyapıttır. Bu romanda, sürekli savaş hâlindeki bir dünyada, her şeyin devlet tarafından kontrol edildiği totaliter bir toplum anlatılır. Büyük Birader'in gözü her yerdedir ve düşünceler bile kontrol altındadır. Winston Smith, gerçekleri manipüle eden bir devlet dairesinde çalışmaktadır ve sistemle çatışma içindedir. Gerçeği arayan Winston, yasaklanmış duygular ve düşüncelerin peşinden giderek tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Orwell, özgürlük, baskı ve iktidarın insan ruhu üzerindeki etkilerini keskin bir dille eleştirir. Bu karanlık gelecek tasviri, okuyucuya özgürlüğün değerini ve totalitarizmin tehlikelerini hatırlatır.
"Parti gözle görülür eylemlerle ilgilenmez; bizi ilgilendiren tek şey düşüncedir. Biz düşmanlarımızı yok etmek için uğraşmayız, onları değiştiririz. Bilmem, anlatabiliyor muyum?""
"Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur.Hükmetmek ,insanların zihinlerini darmadağın etmek,sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur."
"Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi;ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu."
"…
Gelecek nesillerin seni haklı çıkaracağını hayal etmeyi bırakmalısın, Wiston. Gelecek nesil seni asla hatırlamayacak. Tarihin akışından temiz bir şekilde çıkarılacaksın. Seni duman haline getirip stratosfere salacağız. Senden geriye hiçbir şey kalmayacak; kayıtlarda ne bir isim, ne de yaşayan bir beyindeki anı. Hem geçmişte hem de gelecekte yok edileceksin. Asla var olmayacaksın…"
"Gelecek ya şimdiye benzeyecekti ve ona zaten kulak vermeyecekti; ya da farklı olacaktı ve o zaman da kendisinin içinde bulunduğu çıkmazın anlamı kalmayacaktı. "
"Her gün her saat hayata dört elle sarılmak,gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek, tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakmamak gibi karşı konulmaz bir içgüdüydü."
"Bilinen tarih boyunca, olasılıkla Neolitik Çağ'ın sona ermesinden bu yana, Dünyada üç tür insan olagelmiştir. Yüksek, Orta ve Aşağı. Bunlar kendi içlerinde pek çok alt bölüme ayrılmışlar, sayısız ad taşımışlar, sayıları ve birbirlerine karşı tutumları çağdan çağa değişmiş, ama toplumun temel yapısı hiç bir zaman değişmemiştir. Olağanüstü ayaklanmalar ve kesin görünen değişimlerden sonra bile, tıpkı ne kadar hızlı döndürülürse döndürülsün dönme ekseni doğrultusunda hep aynı kalan bir kiroskop gibi, aynı düzen hep kendini yeniden dayatmıştır.
"Julia, uyanık mısın?" diye sordu Winston.
"Evet,sevgilim, kulağım sende. Devam et. Müthiş."
Winston devam etti.
Bu üç kesimin amaçları asla uzlaştırılamaz. Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise -bir amacı varsa kuşkusuz, çünkü Aşağı kesimin temel özelliği, ağır ve sıkıcı işlerin altında çoğu zaman gündelik yaşam dışında hiçbir şeyin bilincine varamayacak kadar ezilmesidir- tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır."
Yükleniyor...