Metis Yayınları · 2026 · 208 sf · ISBN 9786053164258
0 alıntı
Bahçıvan ve Ölüm — Georgi Gospodinov
Metis Yayınları · 2025 · 208 sf · ISBN 9786053164258
92 alıntı
Hayatının uzun yıllarını bahçesine vakfetmiş olan babasının, “omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas” gibi gördüğü ve idealize ettiği kişinin ölümünü anlattığı bu kitabında Georgi Gospodinov, yeri doldurulamaz bir kayıp karşısında hissettiklerini içten ve etkileyici bir di…
Hayatının uzun yıllarını bahçesine vakfetmiş olan babasının, “omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas” gibi gördüğü ve idealize ettiği kişinin ölümünü anlattığı bu kitabında Georgi Gospodinov, yeri doldurulamaz bir kayıp karşısında hissettiklerini içten ve etkileyici bir dille aktarırken, aynı zamanda hayat ve ölüm üzerine, sevgi ve yas üzerine, varoluşumuzu anlamlandıran ve yola devam etmemizi sağlayan şeyler üzerine derin bir tefekküre dalıyor. “Onun bugüne kadarki varlığı, benim kendi varlığımı, çocukluğumun varlığını doğruluyordu. Öte yandan yokluğu hafızanın tüm mekanizmasını harekete geçiriyor. Uzun zamandır aklıma gelmeyen şeyler şimdi uyanıyor, onları ben uyandırıyorum – tüm bunların gerçekten olup bittiğinden emin olabilmek için. İstemli ve istemsiz bellek birlikte çalışıyor ve anıların paslanmış çarkını harekete geçiriyor, net görülmeyen yerleri temizliyor veya uyduruyor. Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir bellek çalışması olduğu kadar, kendimize de yöneliktir, benmerkezci, bir anlamda kendimizi kurtarmaya, birinin gidişinden sonra hayatta kalışımızı anlamlandırmaya yönelik bir uğraştır. — Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?” 2023 Uluslararası Booker Ödüllü yazardan içe işleyen bir anı-roman.
"ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi?
yoksa yokluğun kendisinden mi? o denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor."
"Bir hikaye, yaşanmış ve kişisel olsa bile, bir kez dilden geçince, kelimelere bürününce artık bize ait olmaktan çıkar, o artık gerçeklik kadar kumacanın da düzenine aittir."
"Cennet, acının dinmesi olmalı.
Gaustin, "Botanik ve Ölümsüzlük"
Bugünün altında yattığı
toprağı işlerdi bir zamanlar...
Acil durumlar için anonim mezar kitabeleri
(...)
Korkacak bir şey yok.
Babam"
"hemen söyleyeyim, bu kitabın sonunda başkahraman ölüyor. hatta sonunda bile değil, daha ortasında, ama vefatının öncesini ve sonrasını anlatan tüm hikayelerde o yine hayata dönecek. çünkü, Gaustin'in dediği gibi, geçmişte zaman tek yönlü akmaz.
küçükken kütüphaneden sadece birinci şahıs ağzından yazılmış kitapları seçerdim çünkü onlarda başkahramanın ölmediğini bilirdim.
eh, gerçek kahramanının ölmesine rağmen birinci şahıs ağzından yazılmış bir kitap bu. sadece hikâyelerin anlatıcıları hayatta kalıyor, ama onlar da bir gün ölecek.
sadece hikâyeler hayatta kalacak.
ve babamın aramızdan ayrılmadan önce yetiştirdiği bahçe.
muhtemelen bu yüzden hikaye anlatırız. dünyanın ve içindeki her şeyin yerli yerinde olduğu bir başka paralel koridor yaratmak için, tehlike ve ölüm akın etmeye başladığında anlatıyı başka bir tarha yönlendirmek için, tıpkı bahçıvanın bahçede suyu bir sonraki tarha yönlendirmesi gibi.
bu sayfalarda ışık olsun istiyorum, yumuşak öğle sonrası ışığı. bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. arada fark var. bu, sadece onun bal dolu peteği için değil, peteğin boş hücreleri için de duyulan bir hüzün, hatta o çok daha güçlü. elimizdeki mumların dahi yanıp tükenirken hatırladıkları o petek için duyulan hüzün.
babamın dediği gibi, korkacak bir şey yok."
"Hemen söyleyeyim, bu kitabın sonunda başkahraman ölüyor. Hatta sonunda bile değil, daha ortasında ama vefatının öncesini ve sonrasını anlatan tüm hikâyelerde o yine hayata dönecek. Çünkü, Gaustin'in dediği gibi, geçmişte zaman tek yönlü akmaz."
"Galiba altımı ıslattım, dedi babam eşikte. Giriş kapısının çevresinde duruyordu, iç sızlatacak derecede zayıflamış, hafifçe kamburlaşmıştı, uzun boylu insanlara mahsus o kamburluk vardı duruşunda."
"Küçükken kütüphaneden sadece birinci şahıs ağzından yazılmış kitapları seçerdim çünkü onlarda başkahramanın ölmediğini bilirdim.
Eh, gerçek kahramanının ölmesine rağmen birinci şahıs ağzından yazılmış bir kitap bu. Sadece hikâyelerin anlatıcıları hayatta kalıyor, ama onlar da bir gün ölecek.
Sadece hikâyeler hayatta kalacak.
Ve babamın aramızdan ayrılmadan önce yetiştirdiği bahçe.
Muhtemelen bu yüzden hikâye anlatırız. Dünyanın ve içindeki her şeyin yerli yerinde olduğu bir başka paralel koridor yaratmak için, tehlike ve ölüm akın etmeye başladığında anlatıyı başka bir tarha yönlendirmek için, tıpkı bahçıvanın bahçede suyu bir sonraki tarha yönlendirmesi gibi."
"Sadece hikayeler hayatta kalacak.
Ve babamın aramızdan ayrılmadan önce yetiştirdiği bahçe.
Muhtemelen bu yüzden hikaye anlatırız. Dünyanın ve içindeki her şeyin yerli yerinde olduğu bir başka paralel koridor yaratmak için, tehlike ve ölüm akın etmeye başladığında anlatıyı başka bir tarha yönlendirmek için, tıpkı bahçıvanın bahçede suyu bir sonraki tarha yönlendirmesi gibi."
"Sadece hikayelerin anlatıcıları hayatta kalıyor ama onlar da bir gün ölecek. Sadece hikayeler hayatta kalacak. Ve babamın aramızdan ayrılmadan önce yetiştirdiği bahçe.
...
Bu sayfalarda ışık olsun istiyorum, yumuşak öğleden sonrası ışığı."
"Bu sayfalarda ışık olsun istiyorum, yumuşak öğle sonları ışığı. Bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. Arada fark var."
Yükleniyor...