📖Kitap Alıntıları
Çalıkuşu — Reşat Nuri Güntekin kitap kapağı

Çalıkuşu Alıntıları

Reşat Nuri Güntekin

150 alıntı 🔔 0 takipçi 📄 384 sayfa 2000 Edebiyat Roman
Takip etmek ve kitaplığa eklemek için giriş yap

0 değerlendirme

🏆 0

kişi okudu

🕐 20

ort. okuma günü

👁 10

gösterim

“Yüzlerinden yalancı maskeleri sıyırmak, azametli gösterişler altında gizlenen çirkinlikleri, hiçlikleri meydana çıkarmak Çalıkuşu’nun en büyük eğlencesiydi.” Çalıkuşu Feride’nin genç kız ruhundaki tatlı muammanın, bitmez tükenmez neşesinin ve türlü zorluklara güler yüzle göğüs g…

Bu kitaptan alıntılar

"Sen, yaradılış itibariyle bile herkesten başkasın, Esatir, buseden doğmuş buse ile gıdalanmış, büyümüş birtakım perilerden bahseder. Bunları yalnız bir hayal zannetmemeli. Onların dünyada da numuneleri vardır. Feridecik, sen onlardan birisin. Sen, sevmek, sevilmek için yaratılmış bir mahluksun."

Sayfa 436 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Başkalarının içinde yaşarken öyle herkese, her şeye yabancı bir halin, rüya gören insanlara mahsus dalgın, mahzun bir gülümseyişin var ki, yüreğimi yakıyor küçük."

Sayfa 436 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Saklamaya çalışma nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akar."

Sayfa 435 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Yüz güzelliği kadar dünyada lüzümsuz, hatta munzır bir şey olmadığını, asıl güzelliği ruhta, gönülde aramak lâzım geldiğini söylüyordum."

Sayfa 433 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Hayrullah Bey, sargıları değiştirirken yanında bulunmuyordum. Yüreğim dayanmadığı için değil, çünkü her gün yaranın bundan çok daha fenalarını görüyordum, fakat benim bakışlarımın ona, korkunç yarasına dokunmuş bir bıçaktan daha fazla ıztırap verdiğini gördüğüm için..."

Sayfa 432 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Hayrullah Bey, kabahatlerini, saf pişmanlıklarını, sevimli mahcubiyetleriyle affettiren, hatta hoş gösteren çocuklara benziyor."

Sayfa 429 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Dünyayı baştan başa bir zulüm, kendimi o zulme baş eğmekten başka çaresi olmayan bir sefil gibi gördüğüm o günde beni müdafaa ettiniz, mesleğinizi, istikbalinizi tehlikeye koymak, hatta belki ölmeyi göze alarak mürüvvettini gösterdiniz."

Sayfa 432 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Öyle anlıyorum ki, bu ihtiyar doktor, ne para için ne de bir vazife fikriyle askerlik ediyor, onun bir iptilası var: "Sevgili ayıcıklarım" dediği biçare neferlere muhabbeti."

Sayfa 430 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Hâlâ mı haber yok, küçük? dedi. -Kimden Doktor Bey? dedim. O, canı sıkılmış gibi beni parmağıyla tehdit etti: -Ne yalan söylüyorsun küçük? Dudakların yalan söylemeyi öğrenmiş ama gözlerin, halin daha pek toy. Kimden mi haber soruyorum. Seni böyle memleket memleket gezdiren her kimse ondan. Gülerek omuzlarımı silktim: -Maarif demek istiyorsunuz, sonra tabii memleketimin çocuklarına hizmet etmek emeli."

Sayfa 426 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim."

Sayfa 190 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Ufukta akşamın uçuk mavi seması içinde, ince ince tüten dumanlara benzeyen karşı dağları seyretmeye başladım. Çalıkuşu, bu dağlardan yine gurbet kokusu almaya başlıyordu. Gurbet kokusu! Bu kokuyu bütün ruhuyla koklamayanlar için ne manasız bir söz! Hayalimde yollar, gittikçe incelip mahzunlaşan, bitip tükenmez gurbet yolları uzanıyor, kulağımda geçen arabaların o ince yanık sesli çıngırakları ağlıyordu. Ne vakte kadar yarabbi, ne vakte kadar? Niçin? Hangi emele yetişmek için?"

Sayfa 381 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Dünyada, namustan kıymetli şey yoktur insan için."

Sayfa 186 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

""Mamafih, ben birçok yüksek meclislere girdim, çıktım, gözümle gördüm!" diye beni mat etmek istedi. O vakit, mağrur bir istihfafla yüzüne baktım, gülümseyerek: - Evet ama, yalnız girip çıkmak kâfi değil. İnsanın o muhitte kendi tabii hayatını yaşaması lâzımdır, dedim."

Sayfa 368 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Bana, B...de İpekböceği, Ç...de Gülbeşeker dedikleri zaman ne kadar üzülmüş, titizlenmiştim. Şimdi, aynada gördüğüm genç kıza, bu seher aydınlığı gibi berrak, kırağılarla ıslanmış nisan gülleri gibi taze mahlûka, bu isimleri vermekten çekinmiyordum. Bir aralık görünmekten korkuyor gibi etrafıma baktım, sonra kendi kendimi, gözlerimi, yanaklarımı, çenemi öpmek için aynaya uzandım. Yüreğim kuş gibi çırpınıyor, dudaklarım ıslak lezzetiyle titriyordu. Fakat ne yazık ki bu aynalar da erkek icadı. İnsan ne yapsa mesela saçlarını, gözlerini öpemiyor. Ne yapsa, ne kadar uğraşsa kendini yalnız, münhasıran dudaklarından, ağzından... Neler söylüyorum?.. Sör Aleksi, "Papaz elbisesi adamın ruhunu da papaz eder!" derdi. Koket başı da adamı koket mi yapıyor, nedir? Bir mektep hocası için ne manasız, ne ayıp lakırdılar bunlar."

Sayfa 365 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Tekirdağ'daki eniştem derdi ki: "Feride, senin kaşların lakırdılarına benziyor, güzel güzel, ince ince başlıyor, fakat sonra yolunu sapıtıyor!" Onun dediği gibi güzel güzel ince ince başladıktan sonra, yolunu sapıtan bu kaşların, şakaklara doğru öyle bir dağılışı vardı ki... Sonra bir parça kısa olduğu için daima gülen, daima üst dişlerimi bir parça açık bırakan dudağım, -düşünmeli ki bu dudak -Bursa'daki Hoca Efendi'nin dediği gibi- beni mezarımda bile gülümseye gülümseye götürecek."

Sayfa 365 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Gözler, İstanbul'da tanıdığım şen, kaygısız Çalıkuşu'nun berrak aydınlık parçası içinde titreyen birkaç yıldız kırıntısından ibaret açık ela gözler değildi. Onlarda, karanlıklara baka baka geçmiş birçok yalnız gecelerinden kalma siyah bir acı, yorgun bir tahayyül, uykuya ve daha başka şeylere doymamış gözlerin sürgün mahmurluğu vardı. Bu gözler, gülmeseler, canlı bir ıztırap gibi büyük ve derin görünecekler. Fakat gülmeye başladıkları an her şey değişiyor. O vakit küçülüyorlar, ziyalar içlerine sığmıyor, küçük pırıltılar üstlerine dökülmeye başlıyor. Bu yüzde ne güzel, ne ince çizgiler vardı. İnsana ağlamak arzusu verecek kadar güzel şeyler."

Sayfa 364 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Yüzlerinden yalancı maskeleri sıyırmak, azametli gösterişler altında gizlenen çirkinlikleri, hiçlikleri meydana çıkarmak Çalıkuşu'nun en büyük eğlencesiydi. Ne bileyim ben, böyle doğdum. Pek fena bir kız değilim, küçükleri, ehemmiyetsizleri çok seviyorum. Fakat servetlileri yahut yapmacık kibarlıklarıyla övünenlere karşı daima zalimim."

Sayfa 363 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Sarı insanların hepsi vefasız oluyor, hepsi insanı başka türlü üzüyor."

Sayfa 361 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Küçüğüm bu iki senenin içinde hayli serpilmiş, hemen bana yaklaşan ince boyu, günden güne çiçek gibi açılan güzelliğiyle nazlı, nazik bir küçük hanım olmuştu. Fakat insan daima gözünün önünde duran şeylerdeki değişikliği fark edemiyor."

Sayfa 360 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

"Derenin öbür kıyısında etrafları çitlerle çevrilmiş, sıra sıra bahçeler, o bahçelerin arasında gölgelere boğulmuş incecik yollar var. Karşıdan bu yollara bakarken bana öyle geliyor ki onlar insanı bildiğimiz dünyadan başka yerlere götürecek, en umulmaz emellere kavuşturacak."

Sayfa 356 · İnkılâp Kitabevi

Çalıkuşu kapağı

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

Aramıza katılmak ister misiniz?

Kaydolarak kitap önerilerini kaydedebilir, alıntıları beğenebilir ve topluluğumuzla etkileşime geçebilirsiniz.

Ücretsiz Kayıt Ol