"•”Yani bu insanlarla anlaşmak hem zor hem de kolaydı, bunun bir reçetesi yoktu. Bazen tüm bunları anlayabilmek için ortalama insan ömrünün nasıl yettiğine insan şaşar kalırdı. Bazen de herkesin yaşadığı türden bunalımlı anlar olurdu, insanın hiçbir şey elde edemediğini düşündüğü, sadece baştan itibaren iyi giden davaların olumlu sonuçlanacağına ve bunun için yardıma bile gerek olmayacağına inandığı; öte yandan diğer tüm davaların bütün koşuşturmalara,çabalara, zaman zaman insanı sevindiren ufak tefek görünen başarılara rağmen kaybedileceğine inandığı anlar. Bu durumda insan hiçbir şeye güvenemezdi, yolunda giden davaları özellikle yardım alınmadığı için çıkmaza soktuğunu inkâr etmeye bile cesaret edemezdi. Evet,bu da bir tür özgüvendi,ama elde kalan tek şey de bu özgüvenden ibaretti.”"
Sayfa 117