"Yıllarca devam eden savaşın gayesi bir gün zafer kazanmaktır, [komutan] rütbeye ve yüz altınlık menfaatlere düşkünse, düşmanın durumunu bilmiyorsa, insancıl değilse o kişiden komutan olmaz, hükümdarın yardımcısı olmaz, zafer sahibi olmaz."
"Bir anlık öfke zamanla yerini mutluluğa bırakır, öfkenin sıcaklığı ise zamanla geçer; ancak bir ülke yok olursa geri dönüşü yoktur ve savaşta ölenleri de kimse geri getiremez."
"Muzaffer olacak ordu; önce zafer kazanacağı ortamı yaratır, sonra savaşa girişir.
Yenilecek ordu ise; önce düşmana savaş açar, sonra savaş sırasında gelip gelecek bir şans doğmasını bekler."
"… savaşta zafer kazanmanın yolu, hükümdar savaşmama emri verse de [arkasından] zafer gelecekse savaşmak; savaş yolu zafer getirmeyecekse hükümdar savaş emri verse bile savaşmamaktır. Bu nedenle [komutan] şan ve şerefi düşünmemeli, geri çekilmekten adını lekeleyecek diye çekinmemeli, sadece ordusunu korumayı ve hükümdarının faydasını düşünmelidir, [işte öyle] komutanlar ülkenin hazinesidir."
"Sun Zi der ki:Savaş bir ülkenin baş sorunu, ölüm kalım yeri, var olma ya da yok olma yoludur; muhasebesiz olmaz.
Bu nedenle beş noktayı hesaba katıp, ona göre durum değerlendirmesi yapmak gerekir: Bir "Yol", iki "Gök", üç "Yer", dört "Komutan", beş "Kural".
"Yol" denen şey, halkı yöneticisi ile aynı düşünceyi paylaştırır. Ancak bu takdirde birlikte ölebilirler, birlikte yaşayabilirler ve halk kendini feda etmekten korkmaz.
"Gök" denen şey, karanlık-aydınlık, soğuk-sıcak, zaman-mevsimdir."
“Yer" denen şey, uzaklık-yakınlık, tehlikelilik-güvenlilik, genişlik-darlık, kurtuluşsuzluk-kurtuluşluluktur.
"Komutan" denen şey, erdemlilik, güvenilirlik, insancıllık, cesaret, ciddiyettir
."Kural" denen şey, askerî birliklerin örgütlenme biçimi, subayların rütbelendirilmesi, ikmal yolları ve askerî harcamalardır."
"... savaşmadan baş eğdirmektir.
Bu nedenle en iyi askeri starateji taktik saldırıdır, ikincisi bağlantılara saldırıdır, bir sonraki askeri güce saldırıdır, en sonuncusu kentlere saldırıdır."
"Karşısındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez, karşısındakini bilmeyip sadece kendini bilen bir kazanır bir kaybeder. Karşısındakini de kendini de bilmeyen ise her savaşta mutlaka tehlikeye düşer."
"Savaş sanatı ve irade terbiyesi bir İsmailî savaşçısı için elbette son derece lüzumludur. Ama ruhunu kelimelerle de eğip, bu konuda ustlaşarak düşüncelerini etkileyici ve uygun biçimde ortaya koyabilme gücü de eşit derecede önleme haizdir."
"Derinlerde, bedenimin gözle görülmeyen bir yerindeki derin yaradan kaynaklanan dayanılmaz bir sızıyla uyuşmuş gibiyim. Tüm beyin hücrelerim işlevini yitirmiş. Duygularım benden bağımsız, benim dışımda, bir bilinmeze doğru doludizgin yol almakta... Bedensel ve ruhsal, amansız bir savaşımın ortasındayım."
"Bu durum, gençlerin saf ve duyarlı dünyalarından, özgürlüğe düşkünlük lerinden, haksızlıklara karşı savaşım eğilimlerinden kaynaklanıyor. Özellikle edebiyata düşkün insanlar, hele sol edebiyatına gönül vermişse, bu tutkularından vazgeçmeleri zor olabiliyor..."
"Baktığı her yerde iki farklı tip insan görebiliyordu: Mutlu, gülen, bağıran üniformalı askerler ve çizgili pijamaları içinde mutsuz, ağlayan, bir çoğu sanki uyuyormuş gibi boşluğa bakan insanlar..."
"Bruno bir kenarda, yaklaşık yirmi adamdan sorumluymuş gibi duran üç asker gördü. Askerler, durmadan bağırıyorlardı ve adamların bazıları dizüstü yere çökmüş, bazılarını ellerinin arasına almış, öylece kalmışlardı.
Başka bir köşede ayakta durup gülen askerler gördü, silahlarının namlusunu farklı yönlere çevirip nişan alıyor, ama ateş etmiyorlardı."
Yükleniyor...