"Sizinle yaşamaya başladım ve bir yıl geçti. Bir gün adamın biri gelip, bir yıl boyunca çatlayıp yırtılmadan giyebileceği bir çift çizme istedi. Ona bakınca arkasında bir arkadaşımı, ölüm meleğini gördüm. Benden başka hiç kimse bu meleği görmüyordu; bense hemen onu tanıdım ve zengin adamın gün batmadan öleceğini anlamıştım. Aklımdan şunlar geçti o anda: "Adam bir yılın hesabını yapıyor, oysa akşama kalmadan öleceğini bilmiyor." Ardından Tanrı'nın diğer kelamını hatırladım: "İnsana ne verilmemiştir öğren." İnsanda ne olduğunu öğrenmiştim. Artık insana ne verilmediğini de biliyordum. İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti. Sonra ikinci kez gülümsedim. Melek arkadaşımı gördüğüme ve Tanrı'nın bana ikinci kelamını da öğretmesine çok sevinmiştim çünkü. Yine de henüz hepsini öğrenememiştim. İnsanın neyle yaşadığını henüz bilmiyordum. Tanrı'nın bu üçüncü kelamını da günün birinde bana öğretmesini bekleyerek yaşamıma devam ettim. Böylece altı yıl geçtikten sonra deminki kadınla ikizleri geldi. Kızları hemen tanımıştım; nasıl hayatta kaldıklarını da öğrendim. Öğrenince de şunları düşündüm: "Çocukların yaşaması için anneleri bana yalvarmış, beni de ikna etmişti. Ana babaları olmadan yaşayamayacaklarını sanmıştım. Oysa başka bir kadın, çocukları besleyip büyütmüş. "Kadının başkasının çocuklarına acıyıp ağlamasını görünce, içinde yaşayan Tanrı'yı gördüm ve insan neyle yaşar anladım. Tanrı'nın son kelamını da öğretip beni artık affettiğini de anlamıştım; bu yüzden üçüncü kez gülümsedim."
Sayfa 25