Dünyanın neresine giderseniz gidin, onun hakkında sohbet edebileceğiniz birilerini bulabileceğiniz bir kitap Pál Sokağı Çocukları. Dostluk nedir bilen, aynı hedef ve ideal uğruna omuz omuza müthiş bir irade gösteren çocuklardan oluşan iki çetenin, Kırmızı Gömlekliler ile Pál Soka…
Dünyanın neresine giderseniz gidin, onun hakkında sohbet edebileceğiniz birilerini bulabileceğiniz bir kitap Pál Sokağı Çocukları. Dostluk nedir bilen, aynı hedef ve ideal uğruna omuz omuza müthiş bir irade gösteren çocuklardan oluşan iki çetenin, Kırmızı Gömlekliler ile Pál Sokağı Çocukları’nın savaşının hikâyesi… Çocuk olmanın verdiği gözüpeklik sayesinde her sayfada heyecanı giderek yükselen bir hikâye… Yayımlandığı ilk günden itibaren dünyanın dört bir yanından dillere tercüme edilen bu roman, ne kadar zaman geçerse geçsin okurunu çocukluğun o umut dolu, inatçı, hareketli ve “ciddi” dünyasına âdeta ışınlayıveriyor. Bu büyüleyici hikâyenin gencinden yaşlısına herkesi etkilemesinin sebebi belki tam da hiç eskimemesidir.
"Demek ki gerçek askerleri savaşa götüren nedenler gibi gerekçelerle savaş kararı almışlardı! Ruslara deniz lazımdı, o yüzden Japonlarla savaşa tutuşmuşlardı. Kızıl Gömlekliler'e top oynayacak alan lazımdı, başka türlü olmayınca, o zaman top sahasını savaş yoluyla elde etmek istiyorlardı."
"Gerçek savaşların temeli hangi nedene dayanıyorsa Kızıl Gömlekliler’in savaşı da aynı temele dayanıyordu. Günümüz politikacılarının ağzıyla buna “hayat alanı” dendiğini bilirsiniz. Kızıl Gömlekliler’e top oynamak için bir alan gerekliydi, bu alanı başka yoldan elde edemeyecekleri için savaş açıyorlardı."
"Artık serüvenin içine dalmışlardı nasıl olsa, korkacak bir şey kalmamıştı. Savaşa katılan erler de bu duyguyu taşırlar içlerinde. Düşman görülmedikçe en küçük şey bile korku verir onlara, ama ilk mermi kulaklarının dininden geçsin hele, birden yüreklenir, ölüme koştuklarını bile unuturlar."
"Eyy, dağlarda, ovalarda yaşayan, bir adımda ucu bucağı görünmez tarlalara ulaşabilen güçlü, kuvvetli, sağlıklı çocuklar! Siz ki güzelim mavi göğün altında yaşamaya, sonsuz uzaklıklara alışkınsınız. Siz ki devasa apartman blokları arasında yaşamak zorunda değilsiniz. Büyük kent çocuğu için boş bir arsa ne demektir bilebilir misiniz? O çocuklar için arsa, ova demek, kır demek, bozkır demektir. Çürük tahta perdelerle, göklere yükselen apartmanlarla sınırlanmış küçücük bir toprak parçası, o çocuklar için sonsuzluk ve özgürlük demektir."
"Küçük Nemecsek çok heyecanlanmıştı. Çok önemli bir gelişmenin tam ortasında olduğunu hissetmeye başladı. Bu onun başına sık sık gelmezdi. Nemecsek'i kimse asla dikkate almazdı. Hesaba alınmasına gerek kalmazdı. Tıpkı aritmetikteki 1 rakamı gibiydi! Çarpsan da, bölsen de söz konusu işlemde durumu değiştirmezdi. Kimse ona ilgi göstermezdi. Çapsız, zayıf bir oğlancıktı."
"Kafasında şimdiye kadar aklına bile gelmeyen garip düşünceler uçuşuyordu.Ölüm ve hayat üzerine düşünüyordu.Ve bu çok zor konuda bir sonuca varabilmesinin imkânsız olduğunu hissediyordu."
"Ve János Boka,yani general çevresini kolaçan etti,yapayalnız olduğunu gördü.Ve işte o an,János Boka,yani Pal Sokağı ordusunun generali,yüreğini dağlayan acıya artık dayanamayacağını hissetti: Sevgili arkadaşının girdiği kapının pervazına dayandı,hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı."
Yükleniyor...