“Shakespeare her şeyi söylemiştir; dili âdeta yıldızların ışığı, ateş böcekleri, güneş ve ay gibidir. Gözyaşı, kan ve birayla yazdığı kelimeleri kalp atışı misali marş eder. O herkese hitap eder ve hepimiz de onu sahipleniriz fakat onu gerçekten takdir edebilmek için bize değil,…
“Shakespeare her şeyi söylemiştir; dili âdeta yıldızların ışığı, ateş böcekleri, güneş ve ay gibidir. Gözyaşı, kan ve birayla yazdığı kelimeleri kalp atışı misali marş eder. O herkese hitap eder ve hepimiz de onu sahipleniriz fakat onu gerçekten takdir edebilmek için bize değil, bambaşka bir dünyaya ait olduğunu hatırlamak gerekir.” —Orson Welles Edebiyata olduğu kadar dil bilimine etkisiyle de nam salan öncü ozan Shakespeare’in çığır açan oyunlarından Hamlet, ayrıca hem ün en ünlü hem de en uzun eseridir. Danimarka Krallığı’nda geçen bu ikonik intikam tragedyası, babasının katilinin peşine düşen Prens Hamlet’i konu alır. Hamlet, saray nazırı Polonius’un kızı Ophelia’ya âşıktır ama Polonius rıza göstermez. Hamlet bir gün babasının hayaletiyle karşılaşır ve amcasının tahta geçmek için onu zehirleyip annesini kandırdığını öğrenince babasının öcünü almaya yemin eder. Bunun üzerine aklını kaçırmış gibi görünen Hamlet’in Ophelia’ya aşkından delirdiği düşünülür.
"şunu bil ki en derin hesaplar boşa gider de
akılsız davranış işe yarar bazen.
demek ki tanrısal bir güç karışıp işe
biz ne taslaklar çizersek çizelim
son biçimi o veriyor kaderimize."
"İkinci neden, ki herkese söyleyemem,
Halkın onu büyük bir coşkunlukla sevmesi. Bu sevgi silip süpürebilir bütün suçlarını.
Bir çeşme nasıl taşa çevirirse ağacı, Bu sevgi, zincirlerinin her halkasını Bir muskaya çevirebilir Hamlet'in,
O kadar ki benim atacağım oklar,
Geriye döner bu sevginin rüzgârıyla."
"Serçenin ölmesinde bir bildiği vardır kaderin. Şimdi olacak bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa, bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta. Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış, erken bırakmış ne çıkar."
“İnanıyorum söylediğini candan söylediğine,
Ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez.
Hafızanın kulu olmaz kararımız,
Çabuk doğduğu için büyümeden ölür,
Nasıl ki ham meyve dalında durur da,
Oldu mu kendiliğinden düşüverir yere.
Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak,
En çabuk unuttuğumuz şeydir, ne yapsak.
Tutku bitti mi, istem de biter gider,
Ateşli sevinçler de kederler de
Yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte.
Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir,
Bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir.
Madem bu dünya bile yok olacak bir gün
Sevginin bitmesine insan neden üzülsün?
Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi?
Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.
Düşen büyük adamı en sevdiği unutur,
Yükselen züğürde düşmanları dost olur.
Sevgi talihin peşindedir diyecek insan
Bunca dost görünce büyüklere kul kurban!
Başı darda olan dayanak aramayagörsün,
Sözde dostları düşman kesilir bütün.
Ama ilk düşünceme döneyim yine
İsteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle
Bütün kurduklarımız yıkılır gider.
Düşünceler bizim, olaylar bizim değiller.
Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan,
İnancın değişir kocan öldüğü zaman.”
"Şu öğütlerimi de yaz kafana:
Düşüncelerinin ağzı dili olmayacak;
Aşırı hiçbir düşüncenin ardına düşmek yok;
Teklifsiz ol, bayağı olma;
Dostların arasında denenmiş olanları
Çelik halkalarla bağla yüreğine.
Ama her zıptıkçı, acemi çaylak arkadaşı da
El üstünde tutup elini kirletme.
Kavga etmekten sakın, ama ettin mi de
Öylesine et ki korksunlar senden.
Herkese kulağını ver, sesini verme.
Herkese akıl danış, kendi aklını sakla.
...
Ne borç ver ne de borç al; çünkü borç vermek
Çok kez hem paranı yitirmektir hem dostunu.
Borç almaksa tutum gücünü yıpratır.
Her şeyden önce de kendi kendinle doğru ol
O zaman, gece gündüze varır gibi,
Sen de aldatmaz olursun kimseyi."
Yükleniyor...