Bazen “gün uzar yüzyıl olur”. Bir güne kaç hatıra, kaç deneyim, kaç hikâye sığdırılabilir? Söz konusu olan uzun bir yolculuksa, sayısız... Yeri doldurulamaz bir geçmişi paylaştığı dostunun cenazesini taşıyan Yedigey’in yolculuğu, bütünüyle hayatı soruşturan bir yolculuk olacaktır…
Bazen “gün uzar yüzyıl olur”. Bir güne kaç hatıra, kaç deneyim, kaç hikâye sığdırılabilir? Söz konusu olan uzun bir yolculuksa, sayısız... Yeri doldurulamaz bir geçmişi paylaştığı dostunun cenazesini taşıyan Yedigey’in yolculuğu, bütünüyle hayatı soruşturan bir yolculuk olacaktır elbette. Uzak hatıralardan söylencelere, acılı ölümlerden basit mutluluklara, maddi yoksulluklardan manevi zenginliklere, geçmişin özünde ve kıyılarında dolaştıran bir yolculuk… Cengiz Aytmatov bu romanında, insanın en zayıf ve en güçlü, en özgür ve en bağımlı, en çok seven ve en kolay vazgeçen yanlarını derin ve çarpıcı bir dille anlatırken tıpkı bir madalyonun diğer yüzünü çevirir gibi içimizdeki “öteki”yi gözler önüne seriyor.
"Cıyak cıyak bağıran bir çaylak gibi göklere yükselmek, oradan kanatlarını iyice gerip hava akımlarının üzerinde süzülerek aşağılara bakmak, yalnızlıklar içinde, aşağıda olup bitenleri görmek, anlamak istiyordu."
"Niçin kapılıvermişti bu duyguya? Bu besteleri yapan, bu türküleri yakan o eski ustalar, bu seslerle onun başına neler getireceklerini, onu hangi gamlı duygularda yüzdüreceklerini biliyor olmalıydılar!"
"Yine de dişlerini sıkıp dayandılar, sonunda alıştılar. Kazançları azdı, kıt kanaat geçiniyorlardı ama sürekli bir işleri ve başlarını sokacak bir evceğizleri vardı."
" Asıl mesele de bu işte. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur... "
"Evlendikten sonra Yedigey, balık avından çabuk dönmeyi âdet edinmişti. Karısını çok seviyordu ve karısı da onu çok sevdiği için dört gözle bekliyordu gelmesini. Uku bala'yı merakta bırakmak istemediği için çabuk dönüyordu balıktan. Karısından başka kimseyi düşünmez, ondan başkasını gözü görmezdi. Balığa çıkar çıkmaz karısını düşünmeye başlar, bir an önce eve dönmek isterdi. Bazen ona öyle gelirdi ki o bu dünyaya onun için gelmiştir, onu düşünmek, onu mutlu etmek için, denizden ve güneşten topladığı enerjiyi ona taşımak, ona vermek için yaşamaktır."
"Doğacak her çocuk umutla beklenir cok uzun ömürlü olacağı, hatta ölmeyecekmiş gibi uzun ömürlü olacağı ümid edilir. Bu ümit olmasa, insanlar dün yaya çocuk getirmede bu kadar istekli olurlar mıydı?"
"Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur."
"Bilge bir adamdı Kazangap. Unutulmayacak, çok şeyler söylemişti. Yedigey birden ve büyük bir acı duyarak anladı ki, bütün bunlar artık sadece
birer hatıradır."
Yükleniyor...