"Endülüs,’ diye mırıldandım bir kez daha. Yunancada ‘İberia’, Latincede ‘Hispania’, Zigguratların dilinde zaten adı yoktu. Tam 174 yıl önce Abbasi İhtilâli koptuğunda, katliamdan sağ kurtulan tek Emevi Prensi Abdurrahman, arkasındaki Abbasi kılıçlarına bakmış, kendini göz kırpmadan Fırat’ın azgın sularına bırakmış ve karşıya geçmeyi başarmıştı. O, Endülüs’e gelmek, emirliğini kurmak için 5 yıl beklemişti. O mübarek Emir, sadece savaşlar kazanmakla, iç isyanları bastırmakla yetinmemiş, Endülüs’ü camiiler, saraylar, hamamlar, gösterişli konaklar, şaşaalı villalar, masal bahçeleri, su kemerleri, havuzlar ve anıtlarla donatmış, ilim meclisleriyle kuşatmış, şiir ve felsefeyle taçlandırmıştı. Endülüs’ü Endülüs, Kurtuba’yı Kurtuba yapmıştı. Ömrü uzun, şanı daim olsundu."
Sayfa 357