“Ne güzel yazılmıştır Notre Dame’ın Kamburu.” –Gustave Flaubert Notre Dame Katedrali’nin Gotik kulelerinde kilisenin zangocu kambur Quasimodo yaşar. İnsanların tiksintiyle baktığı, hor gördüğü Quasimodo, ona merhamet gösteren iyi kalpli Çingene kız Esmeralda’ya âşık olur. Ancak E…
“Ne güzel yazılmıştır Notre Dame’ın Kamburu.” –Gustave Flaubert Notre Dame Katedrali’nin Gotik kulelerinde kilisenin zangocu kambur Quasimodo yaşar. İnsanların tiksintiyle baktığı, hor gördüğü Quasimodo, ona merhamet gösteren iyi kalpli Çingene kız Esmeralda’ya âşık olur. Ancak Esmeralda’nın talibi çoktur ve onu elde edebilmek için her türlü kötülüğe başvurmaktan çekinmezler. Esmeralda’yı bu komplolardan tek kurtarabilecek kişi ise Quasimodo’dur. Edebiyatın devlerinden Victor Hugo, meşhur eseri Notre Dame’ın Kamburu’nda din, kader, karşılıksız aşk gibi temaları işleyerek ölümsüz bir hikâyeye imza atmıştır. Sayısız tiyatro oyununa ve filme uyarlanan Notre Dame’ın Kamburu, yayımlandığı andan itibaren Fransız edebiyatının önde gelen eserlerinden biri olmuştur.
"Çünkü aşk bir ağaç gibidir:Kendiliğinden yetişir ,kökleriyle tüm benliğimizin derinliklerini sarar ve yıkıntı halindeki bir yürekte yeşermeye devam eder. Bu tutku ne kadar körse, o kadar inatçı oluşunu açıklamak mümkün değildir. Kendi içinde tutarlı olmadığında daha da güçlüdür."
"On beşinci yüzyıla kadar mimarlık insanlığın başlıca kayıt defteri olmuştur; bu zaman diliminde dünyada az çok karmaşık olup da yapı şeklinde somutlaşmayan hiçbir düşünce ortaya çıkmamıştır; her halk düşüncesi, tıpkı her dinî yasa gibi, kendi anıtlarını yaratmıştır ve nihayet insan türünün taşa yazmadığı hiçbir önemli düşüncesi olmamıştır. Peki neden? Her düşünce, dinî olsun felsefi olsun, kendini sürdürmekte yarar görür de ondan; bir nesli hareketlendirmiş olan fikir, başka nesilleri de etkilemek ve iz bırakmak ister de ondan... Oysa elyazmasının ölümsüzlüğü nasıl da eğreti bir ölümsüzlüktür! Bir yapı ise gayet sağlam, dirençli ve kalıcı bir kitaptır! Yazılı sözü yok etmek için bir meşale veya bir kurtçuk yeter. İnşa edilmiş sözü yıkmak içinse toplumsal bir devrim, topraksal bir devrim gerekir."
"On beşinci yüzyılda her şey değişir….
Matbaacılığın keşfi tarihin en büyük olayı, en büyük devrimi, insanlığın ifade tarzının tamamıyla yenilenmesi, insan düşüncesinin bir kılıktan başka bir kılığa girmesi, Adem’den beri zekayı temsil eden o simgesel yılanın tam ve nihai deri değiştirmesidir."
"Bu gidişe bakılırsa Paris her elli yılda bir baştan başa yenilenecek. Bu yüzden mimarisinin tarihsel anlamı da günden güne yok oluyor. Anıtlar gittikçe seyreliyor, adeta yavaş yavaş evlerin içine gömüldükleri, onlar tarafından yutuldukları görülüyor. Atalarımızın taştan bir Paris'i vardı, oğullarımızın alçıdan bir Paris'i olacak."
"Ah aşk! dedi Esmeralda, sesi titriyor, gözleri ışıldıyordu. İki sevgilinin bir bedende bir araya gelmesi. Bir melekte bütünleşen bir erkek ve bir kadın. Cennetin ta kendisi!"
"Şu hakikati keşfedeli çok olmuştu: Jüpiter, insanları bir insan sevmezlik nöbeti esnasında yaratmıştı ve bilge insanın kaderi, ömrü boyunca felsefesini zapturapt altında tutuyordu. Kendisi ise bu ablukanın hiç bu kadar eksiksiz olduğunu görmemişti; karnının zil çaldığını duyuyor, kötü talihin felsefesini açlıkla teslim almasını fevkalade yersiz buluyordu."
Yükleniyor...