Genç Werther’in Acıları, Goethe’nin mektup-roman tarzında kaleme aldığı ilk romanı. Şehrin kalabalığından bunalmış, dingin bir yaşamla yetinmeyi arzulayan bir genç adam Werther. Taşındığı küçük kasabada tam da özlemini çektiği mutluluğa eriştiğini düşünürken, dostu Wilhelm’e yazd…
Genç Werther’in Acıları, Goethe’nin mektup-roman tarzında kaleme aldığı ilk romanı. Şehrin kalabalığından bunalmış, dingin bir yaşamla yetinmeyi arzulayan bir genç adam Werther. Taşındığı küçük kasabada tam da özlemini çektiği mutluluğa eriştiğini düşünürken, dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplarına acı kelimeler damlamaya başlar. Umutsuz bir aşka kapılan Werther, her geçen gün daha fazla acı çekmeye başlar. Genç Werther’in Acıları, yazıldığı ilk günden bu yana dünya edebiyatının en çok okunan eserlerinden biri olmuş ve milyonlarca okurun kalbinde müstesna bir yer edinmiştir. Almanca aslından Türkçeye çevrilen kitap, aşk acısı denince hâlâ akla gelen ilk roman olma özelliğini koruyor.
"Nasıl ki eskiden tüm mutlulukların kaynağı bendeyse, şimdi de tüm üzüntülerin kaynağı içimde saklı. Eskiden tüm dünyayı sevgiyle kucaklayacak yüreğe sahip, her adımda cenneti ayağının dibinde gören, zengin duygularla dolaşıp duran ben, artık aynı kişi değil miyim?"
"Keşke yüz kere onun boynuna sarılacak duruma gelmeseydim! Yüce tanrım biliyor ya, etrafını birçok güzel şeyin sardığını gören, ama onlara dokunma izni olmayan biri gibiyim.."
"Ah, insan öyle fani ki, yaşadığından gerçekten emin olduğu bu dünyada bile, varlığının tek bir gerçek iz bıraktığı bu dünyada bile, sevdiklerinin ruhunda ve hatıralarında o da sönüp kaybolacak, hem de çok çabuk!"
"Ayrıca en çok sevdiğim yazar, benim dünyamı dile getiren, etrafımda olup bitenlere benzer şeyler anlatan, hikâyesi kendi ev hayatım kadar bana ilginç ve duygulu gelen yazardır, bunu derken benim yaşamım elbette cennet değil, ama bütün olarak değerlendirdiğimde sonsuz mutluluğumun kaynağı."
"En büyük mutsuzluk, burada iğrenç insanların yanında hissedilen can sıkıntısı, aralarındaki yükselme rekabeti, bir adım öne çıksınlar diye birbirlerini gözetleyip dikkat kesilmeleri; gizlemeye hiç gerek duyulmayan çok acınacak, çok alçakça duygular."
"Bir dağı aşmak zorunda olan bir seyyah gibi bu konuda susmak en iyisi; elbette dağ olmasa, yol çok daha rahat ve kısa olur;
ama sonuçta orada ve aşılması gerekiyor!"
"Aşk olmazsa hayatın ne anlamı olur?
Işık vermeyen büyülü bir fener gibi!
Küçük lambayı içine koyar koymaz, beyaz duvarında rengarenk imgeler görünür insana! Geçici hayalet gölgelerden başka bir şey olmasalar da, deneyimsiz gençler gibi karşılarına geçip o muhteşem görüntüleri hayranlık duymaktan her zaman mutlu oluyoruz."
"“ Siz keyifsizliği bir günah olarak görüyorsunuz bu bana abartılı geliyor. “
-insan hem kendisini, hem de yanındakine zarar veriyorsa, bunun öyle algılanması yanlış değil. Birbirimizi mutsuz kılmamız yetmiyormuş gibi, bir de herkesin kendisini ara sıra sağlayabildiği sevinci elinden mi alalım?"
"Mutluluğunun eksikliğini dünyevi bir nedene bağlayabilen aziz mahluk! Hissetmiyorsun, felaketinin paramparça kalbinde, bozulmuş aklında yattığını hissetmiyorsun, dünyanın bütün kralları bir araya gelse bile sana yardım edemez."
Yükleniyor...