"Bu mektubu yırtıp atmak istiyordum, göndermemek, telgrafa cevap vermemek, telgrafların bir sürü farklı anlamı oluyor, ama şimdi kart ve mektup geldi, bu kart, bu mektup. Fakat onlar karşısında da Milena —Keşke bu konuşmak isteyen dil kökünden kesilse!—: Şu ara, yarı bilinçsiz olarak sık sık dile getirdiğin gibi huzurdan başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadığın bir dönemde, bu mektuplara ihtiyacın olduğuna nasıl inanabilirim... Bu mektuplar sırf acıdan ibaret, acıdan geliyor, dindirilemeyecek bir acıdan, sadece acı veriyor, dindirilemeyecek bir acı, olacak şey mi —üstelik giderek artıyor bu acı— kış ortasında? Susmak, yaşamanın tek yolu; burada da, orada da. Kederle; olsun, ne çıkar? Uykuyu daha çocuksu ve derin kılar bu. Ama acı, uykunun —ve gündüzün— içinden geçen bir sabandır, dayanılacak şey değildir bu."
Sayfa 292