"beni inandırmaya kalkma, eğer sahiden beni seviyorsan, hemen buralardan git!"" Atmaca burada bir nefes aldı ve gözlerini yere indirdi: "Düşünüyorum, birleşirsek bu ikimiz için de sahiden azap olacak. Aramızda anlaşılmaz, boğucu bir havanın dolaştığını hissedeceğiz. Eğer o bana açılamaz, bana naz edemez, bana içinden geldiği gibi sarılamazsa, gözleri her zaman: 'Ne diye gençliğini benim için nara yaktın, sana yazık değil mi?' demek isterse ben ne yaparım? Her sözümden, her tavrımdan alınır; kızsam ona dokunur, düşünceli olsam ona dokunur, sevsem ona acıyormuş gibi gelir, kucaklasam boş kolunun yerinde bir sızı duyar ve bunlar hep böyle sürüp gider. Ne yapacağımı, bu hâlin beni nereye götüreceğini sorma! Bende artık kuvvet yok, akıl yok, düşünce yok, yalnız aşk var. Mavzer kurşunu gibi çarptığını yere seren bir aşk... Senin Atmaca'n artık kanatlarını kımıldatacak hâlde değil!..""
Sayfa 18